Atam, aramızdan ayrılışınızın 73. yılında, hala yerinize sizin gibi bir lideri koyamamış olmanın üzüntüsü içinde yaşıyorum. Kurduğunuz Cumhuriyet ile açtığınız yolda hiç durmadan ilerlemeye ant içmiş 10 milyonlarca genç içinden, henüz bir tane bile ülkeyi daha ileriye taşıyacak bir liderin çıkmaması beni düşündürüyor.
Bu ülkenin vatandaşlarının ilkelerinizi iyi bildiğine eminim. Daha bebekken bile ilk öğrendiğimiz sözcüklerden biri “Atatürk”. İlk okula başladığımızda okuma yazma öğrenmeden önce öğrendiğimiz ise sizin kaleme aldığınız “Andımız”. Üniversiteye girene kadar sizin ve arkadaşlarınızın hazırladığı İnkılap Tarihi dersleri ile ülkeyi nasıl bir vaziyetten, nasıl medeni bir seviyeye taşıdığınızı tekrar tekrar okuduk. Ülkenin bütün devlet dairelerinde, cebimizdeki paralarda resimleriniz var; hatta eğlenmek için gittiğimiz hemen hemen her parkta heykeliniz bulunuyor. Caddeler, sokaklar, meydanlar, stadyumlara sizin isminiz veriliyor. Her yıl 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim gibi resmi bayramlarda okulumuzu ya da işimizi bırakıp sizi anıyor, 10 Kasım’da saat 09:05′te saygı duruşuna geçiyoruz.
Sizin bize kendinizi net olarak anlattığınıza dair sanırım kimse şüphe güdemez.
Peki Atam, yerinize neden bir kişiyi bile koyamıyor, izinizden ayrılamıyoruz. Neden boynuz kulağı geçemiyor?
Keşke bir günlüğüne dünyaya gelseniz, 21. yüz yılda interneti, cep telefonlarını görseniz. Bugün Twitter’da Trending Topic olduğunuzu görseniz. Yaşanan sosyal dönüşümü anlasanız.
Dünya ekonomisine baksanız. Ne emperyalizm, ne mangacılık, ne sosyalizm, ne kapitalizm kalmadı; globalizm diye bir şey var artık. Bunu bir inceleseniz.
Milliyetçilik, devletçilik anlayışının yerini bıraktığı demokrasinin nasıl evrildiğini görseniz. Bireylerin içinde yatan potansiyeli görseniz. İnsanların dünyayı değiştirmek yerine, dünyaları yeniden yeniden yaratabildiklerini görseniz.
Atam artık, dilde, dinde, fikirde birlik yerine, dilde, dinde, fikirdeki farklılıkların yeni insancıl anlayışla ayrılıklara değil de, zenginliklere yol açtığını, bu zenginliklerin de insanlığı nasıl ileri seviyelere taşıdığını görseniz.
Atam hepimiz devrimci olmalıydık, sadece siz değil. Siz iyi bir devrimci olarak gönüllerde taht kurdunuz ama neden bizden sizin devrimlerinizi takip etmemizi istediniz, Biz de yapsaydık?
Atam İzindeyiz diye ant içerken arkanızda kaldık, açtığınız yolu izlerken fırsatları da bir bir kaçırdık. Kim bilir ne cevherler geldi, geçti, gitti bu memleketten hiç bir iz bırakamadan. Artık izinizden çıkalım, önünüze geçelim; sizden de ileriye gidelim.
Daha demokratik, daha entegre bir toplum olalım. Kürtle evlenelim, çocuklarımız çift dilli olsun. Allah’a inanmasak bile, inananlarla birlikte saf tutmayı bilelim. Dünyayı düşman değil, fırsat görelim. Paranoyaklıktan kurtulalım. İn-cin nasıl yoksa, başka gizli güçlerin olmadığını anlayalım. Gücü, bizden farklı düşünenlerle bir araya geldiğimizde bulacağımızı bilelim. Bu ülkenin vatandaşı bağnaz da olsa, Kürt de olsa, eşcinsel de olsa, azınlık da olsa, fakir de olsa bizim kardeşimiz olduklarını önce biz anlayalım, bunun tadını çıkartalım, bunun bir zenginlik olduğunu görelim.
Bence her şeyi sorgulayalım. Sahi, sizin ilkeleriniz arasında neden “sorgulayan beyinler olmak” yok, neden sadece “takipçi” olmamızı istediniz.
Atam izinde değilim. Çalışıyorum, düşünüyorum. Sorgulayıp duruyorum ben. Bunca yıldır inşa ettiğim kalıplarımı tek tek yıkıyorum.
İşte şimdi rahat uyuyabilirsiniz.

